18 Kasım 2017
  • 1.769
  • 2.3635
  • 81.911
 

İşte sanatçıyı korkutan tablo

Sanatçılar için en önemli hususlardan biri eserlerinin akıbeti olsa gerek.


Eserlerin yönetimi, sanatçı hayatta iken bir şekilde gerçekleştirilse de varislerin eline geçtikten sonraki süreç için büyük endişe duyuluyor: “Acaba eserler değerini koruyacak mı, yoksa sağda solda çarçur olup gidecek mi?”  
Önemli ressamlarımızdan Devrim Erbil’le Suadiye’deki atölye evinde buluşuyoruz. Niyetimiz, New York’ta açacağı -şimdi kapandı- sergisini ve gelecek projelerini konuşmak. 76 yıllık hayatına 300 kişisel sergi sığdırmış; tabloları, baskıları, halıları, kilimleri hatta video yerleştirmeleri; bırakın Türkiye’yi dünyanın bir ucundan öbür ucuna yol yapmış bir ressam Erbil. Ama yine de dertli, şaşırtıyor insanı. Diyor ki: “Derdim çok büyük. İnsan ölümlü. Şu andan sonrasını hiç kimse bilmiyor. Bildiğimiz tek şey bir gün öleceğimiz. İçimde bir korku var, yarın öldüm gittim diyelim; eserlerim ne olacak? Ya dağılır giderlerse... 4 çocuğum var, ya eserlerimi paylaşmaya kalkarlarsa?.. Ölüme kaygılanmıyorum bu kadar. Eserlerime ne olacağı korkusu ölüm korkusundan büyük!”

Gerçekten de kariyer, para, mal, mülk... Bir yere kadar. İnsan çok mühim bir sanatçı da olsa zamanı gelince bu dünyadan göçüp gidiyor. O malum günden sonrasıysa meçhul. Her şey bir yana, sanatçıların eserleri onlar öldükten sonra ne oluyor? Sanatçı sağlığında kararlarını kariyerini düşünerek veriyor da, ya sonrası?.. Sanatçının vefatından sonra elinde kalan eserlerin -ki bunlar çoğunlukla en kıymetlileri, kıyamadıkları oluyor- başına neler geliyor? Tek bir cevap var: Vârislere geçiyor ve bölüşülüyor. Eğer onlar sanatçının kariyerini gözetir ve eserler için doğru kararlar verirlerse ne âlâ... Ama ya gözetmezlerse?

Ülkemizin en eski ve köklü galerilerinden Galeri Nev’in kurucu ortağı Haldun Dostoğlu, vefat eden sanatçıların vârislerinin kendilerine miras kalan eserleri nasıl paylaştıkları ve yönettiklerinin önemini şöyle açıklıyor: “Eğer vârisler süreci iyi yönetemezlerse sanatçının kariyerine olumsuz etki ediyorlar; iyi yönetirlerse de olumlu. Örneğin Zeki Faik İzer ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşarken neredeyse efsaneye dönüşen kariyerleri vefatlarından sonra iyi yönetilemediği için olumsuz etkilendi. Aksine Nejad Devrim ve Erol Akyavaş’ınki, iyi yönetildiği için eserleri bu dönemde iyi değerlendirildi ve piyasa taleplerine direnebilmeyi başardı. Aynı şekilde Mubin Orhon’un kızının da süreci iyi yönettiğini ve babasının kariyerine destek olduğunu söylemek yanlış olmaz.”

Peki, bu iyi yönetmek nasıl bir şey? Bir bilenden çok bir uygulayana soruyoruz. Son dönemde müzayedelerin gözde ismi Erol Akyavaş’ın eşi Ilona Akyavaş’a. Ama önce bir hatırlatma: Erol Akyavaş’ın 1982 tarihli tablosu ‘Kâbe’, geçen aylarda 2,9 milyon liraya satılarak çağdaş Türk sanatı alanında müzayede rekoru kırdı. Önceki rekor da yine Akyavaş’ın geçen yıl 2,8 milyon liraya satılan ‘En-el Hak’ isimli tablosuna aitti.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bundesliga'nın en iyi 5 golü!



Sitemizdeki yazı, resim ve haberleri her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Görsel Tasarım : INVIVA