21 Kasım 2017
  • 1.769
  • 2.3635
  • 81.911
 

'Doç. Dr. Koç: Atanamayan öğretmen sorununun kaynağı eğitim fakülteleri

Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç.
Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Yunus Koç'tan 'atanamayan öğretmenler' tartışmasına ezber bozan bir yaklaşım geldi. Doç. Dr. Koç, "Sorunun kaynağı 1992'den bu yana hızla artırılan ve mezunlarının kendisini 'ben mutlaka öğretmen olacağım' ya da eğitimcilerin ve bazı sendikaların 'siz mutlaka öğretmen olacaksınız' diye şartlandırdığı eğitim fakülteleridir." dedi. Doç. Dr. Koç, eğitim fakültesinden her mezun olanın öğretmen olamayacağına dikkati çekerek, ancak öğretmen olmak için gerekli eğitimi aldığının varsayılacağını vurguladı.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, kısa süre önce "Öğretmen ihtiyacımız 120 bin. Aradığımız branşlarda yeterince mezun yok. Belli bir kaliteyi tutturmamız lazım. 120 binlik açığı kapatmayı bir yılda istesek dahi belli kalitede, aradığımız branşlarda öğretmen yok" açıklamasında bulundu. Atanamayan öğretmen sorununa dikkat çeken Doç. Dr. Yunus Koç, "Türkiye'de geçtiğimiz yıllarda kurulan çok sayıda üniversitede temel fen ve beşeri bilimlere ait çok sayıda bölüm açıldı ve hatta bunlardan bazıları ikinci öğretim dahi yapmaya başladı. Bu kadar mezun veren fizik, kimya, biyoloji, sosyoloji, tarih ve felsefe bölümlerinden bazılarında bu sene kontenjan açığı yaşandı." diye konuştu.

Her gün yazılı ve görsel medyada bir 'atanamayan öğretmen' haberi olduğunu vurgulayan Koç, "Peki ne demek 'atanamayan öğretmen?' Peki sorunun kaynağı nedir derseniz, sorunun kaynağı 1992'den bu yana hızla arttırılan ve mezunlarının kendisini 'ben mutlaka öğretmen olacağım' ya da eğitimciler ve bazı sendikalarca 'siz mutlaka öğretmen olacaksınız' diye şartlandırdığı eğitim fakülteleridir. " dedi. Eğitim fakülteleri ve bağlı bölümlerin sayıca hızla artmasının 1990'lı yıllara kadar sürdüğünü kaydeden Koç, "Zamanla, edebiyat veya fen fakültelerinde yaşanan öğretim elemanı kadro sorunlarına çözüm bulmak, sonradan da artık rekabet ve dönemin YÖK baskısıyla eğitim fakültelerindeki bölüm sayıları arttırıldı ve her bölüm öğrenci almaya başladı. Her bir alanın bir de 'öğretmenlik' bölümü açıldı. Bunun sonucu olarak ve tedricen fen ve edebiyat mezunlarının öğretmen olma şansları ellerinden alındı. Zira artık palazlanan ve kendilerine dönem dönem yanlış politikalar sonucu muhtaç olunduğu zannedilen eğitim fakülteleri, kendi mezunlarını vermeye başladıkça fen ve edebiyat mezunlarına verilen eğitim sertifikası, ya da formasyon programları verilmez oldu. " şeklinde konuşu.

28 ŞUBAT FEN VE EDEBİYAT MEZUNLARINI GERİCİLİK ODAKLARI OLARAK NİTELEDİ

28 Şubat postmodern darbesiyle fen ve edebiyat mezunları 'yeterince çağdaş' olarak görülmediği ve adeta 'gericilik odakları' olarak nitelendirildiğini belirten Koç şunları söyledi; "Her üniversitede fizik öğretmenliği, biyoloji öğretmenliği, tarih öğretmenliği, yabancı diller eğitimi gibi çok sayıda bölüm açıldı ve buradan mezun olanların çoğu doğru dürüst alan bilgisine sahip olmadan, sadece işin 'eğitim kısmını' edinmiş olarak mezun oldular ve olmaya devam ediyorlar. Matematik öğretmenliği bölümünde ya da tarih öğretmenliği gibi bölümlerde alan bilgisi yeterince verilmedi, verilemedi. Sayıları hızla artmış olan bu ve benzeri eğitim bölümlerden mezun olanlar bir dönem, sınavsız atandılar."
İlköğretim, okul öncesi eğitim ve özürlüler için verilecek eğitimlerde eğitim fakültelerine bağlı ilgili bölümlerin mutlaka öğretmen yetiştirmesi gerektiğini vurgulayan Koç, "Ancak bunu tüm alanlara genişletmek yanlıştı ve sonuçta büyük bir yara açtı. İlköğretimin kesintisiz 8 yıl olduğu ilk dönemlerde, ihtiyaca binaen her alandan üniversite mezununun öğretmen olarak atandığını unutmayalım. Ama alan öğretmenlikleri bölümlerinin açılması ve çok sayıda mezun vermeye başlaması kökünden yanlıştı. Sertifika programları bünyesinde fen ve edebiyat fakültelerinde okumakta olan öğrencilere 24 kredilik dersler ile verilebilecek formasyon yerine tüm sistemi değiştirmek yanlıştı. Şimdi bu kadar mezun, kendilerini 'atanamayan öğretmen' ifadesiyle bir mağdur edebiyatına kaptırmış gidiyor. Var mı 'atanamayan diş hekimi edebiyatı? Ya da atanamayan mühendis pankartları!" açıklamasında bulundu.

ÖĞRETMENLİK ATANDIKTAN İKİ YIL SONRA BAŞLAR

Öğretmenlerin önce çok ciddi alan bilgisine sahip olması ve çok iyi fizik, kimya, matematik, biyoloji, tarih bilmeleri gerektiğini hatırlatan Koç şunları söyledi; "Sonra da bunu nasıl ve hangi modern yöntemlerle orta ve lise çağındaki gençlere aktarılacağını öğrenecek. İyi bilinen bir konunun öğretilmesi aktarılması elbette iyi anlatım ve aktarma yolları ile olur. Eğitim için gerekli yöntemler öğrenilmelidir ama bunu dört yıla yayarak ve alan bilgisi üstüne edinerek. Alan bilgisi yeterli olmadan bir işi iyi öğretmek asla mümkün değildir. Eğitim fakültesinden her mezun olan da öğretmen olmaz, olamaz, ancak ve ancak öğretmen olmak için gerekli eğitimi aldığı varsayılır. Öğretmenlik atanınca hatta atandıktan bir iki yıl sonra başlar."

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bundesliga'nın en iyi 5 golü!



Sitemizdeki yazı, resim ve haberleri her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Görsel Tasarım : INVIVA