01 Eylül 2014
  • 1.769
  • 2.3635
  • 81.911
 

Şehzade Mustafa ölüm sahnesi - Muhteşem Yüzyıl Şehzade Mustafa ölümü

Muhteşem Yüzyıl dizisine Şehzade Mustafa'nın ölüm sahnesi damga vurdu. Şehzade Mustafa ölüm sahnesi...


Annesi, Kanuni"nin ilk başkadını olan Mahidevran Hatun"dur. Dedesi Yavuz Sultan Selim"in vefatı üzerine, babası Kanuni ile birlikte İstanbul"a gelen Şehzade Mustafa, 1533 yılında Saruhan Sancakbeyliği"ne atandı.

Aynı dönem, Şehzade Mustafa"nın annesi Mahidevran Hatun ile Mehmed, Selim, Bayezid ve Cihangir adlı dört şehzadenin annesi olan Hürrem Sultan arasındaki rekabetin ateşli bir biçimde yaşandığı yıllardır.

Tarihi kaynaklar Şehzade Mustafa"yı iyi yetişmiş, cesur ve halkın sevdiği bir kişi olarak tasvir etmekteyse de, babası Kanuni için durum pek de öyle gözükmemektedir. Manisa sancakbeyliği, padişahın vefatı durumunda yerine geçecek şehzadeye ayrılan bir yer olarak bilinmekteydi. Burada sancakbeyliği görevini yürüten Şehzade Mustafa bir zaman sonra Amasya"ya kaydırıldı. Manisa"ya ise, Kanuni"nin Hurrem"den olma ve Şehzade Mustafa"dan altı yaş küçük oğlu Şehzade Mehmet getirildi. Bunun anlamı, Hurrem"in oğullarından birinin sultan olması için yoğun bir çaba gösterildiği ve Kanuni"nin de bu etkiye direnemediğiydi. Tüm bunlar gerçekleşirken beklenmeyen bir durum ortaya çıktı. Kanuni"nin Şehzade Mustafa"ya tercih ettiği Şehzade Mehmet, henüz 22 yaşında iken vefat etti. Şehzade Mehmet"in vefatından sonra Şehzade Mustafa bir kez daha öne çıksa da, Manisa Sancakbeyliğine bu kez yine Hurrem"in oğlu olan Şehzade Selim getirildi. Bu durum, Hurrem"in kendi oğullarından birisini sultan yapmak konusundaki ihtirasını ve gayretini göstermekteydi.

İmparatorluğun büyük başarılar elde ettiği bu dönemde bir yandan da taht kavgaları için için devam etmekteydi. Ordu, ulema ve meşayih Şehzade Mustafa"nın sultanlığının uygun olduğunu düşünürken, Hürrem ve Rüstem Paşa Şehzade Bayezid"in sultanlığından yana idiler. Bedenen özürlü olan Şehzade Cihangir"i ise hizmetli takımı çok sevmekteydi. Tüm bu taht mücadelelerinde adı anılmayan tek kişi ise Şehzade Selim idi. Gerek sultan olmaya kayıtsızlığı, gerek aykırı ve düzensiz hayatı onun sultan olabileceğine ilişkin herhangi bir ihtimalin doğmamasına yol açıyordu. Ordunun, alimlerin ve meşayihin Şehzade Mustafa"dan yana olması boşuna değildi elbette. Zira Şehzade Mustafa, hem bedenen, hem de karakter itibariyle dedesi Yavuz Sultan Selim"e benzemekteydi. Diğer kardeşlerinden farklı olarak çok iyi yetişmiş, döneminin alimleri ve şairleri tarafından çevrelenmişti. İmparatorluğun daha da güçlenmesini sağlayacak adımları atmakta kararlılık gösterecek bir şehzade olmasının yanısıra, yavaş yavaş Osmanlı seçkinlerini çürütmeye başlayan içkiye ve kötü alışkanlıklara karşı büyük bir nefret duyuyordu. Halk tarafından sevilmesinin sebebi ise, güleryüzlü, mütevazı ve cömert olmasıydı.

Her ne kadar hemen herkes Şehzade Mustafa"nın Kanuni sonrasında tahta geçmesinin uygun olduğunu düşünse de, Hürrem ve Rüstem Paşa Şehzade Mustafa"ya karşı müthiş bir kin duyuyorlardı. Bu arada Hürrem, çirkin ve cahil bir kimse olan Rüstem"e kızını vererek onu sultanın damadı da yapmasını bilmişti. Hurrem"in bunu yapmaktaki amacı, Şehzade Mustafa"nın tahta geçmesini engelleyecek ittifaklar kurmak istemesiysi. Rüstem Paşa"nın Şehzade Mustafa"ya olan kini ise, Mustafa"nın sultan olması halinde saraydan uzaklaştırılacağını çok iyi bilmesiydi. Böylece Şehzade Mustafa"nın tahta çıkmasını isteyen Ordu, ulema, meşayih ve halk karşısında, saray entrikalarını çok iyi bilen Hurrem-Rüstem ittifakı bütün hileleriyle ve pervasızlığıyla işlemeye başlamıştı. Peki Kanuni bu işin neresindeydi? Kanuni Sultan Süleyman, on bir askeri sefere çıkmış olmanın yorgunluğunu ve nikris hastalığıyla mücadele etmenin zayıflığını yaşıyordu. Bu durum onun gün geçtikçe Hürrem-Rüstem ittifakının etkisi altına girmesine yol açıyordu. Hurrem ve Rüstem de Kanuni Sultan Süleyman"a sürekli olarak Şehzade Mustafa"nın sultan olmak istediğini ve Yavuz Sultan Selim"in babası II. Bayezid"i tahttan indirmesini hatırlatıyorlardı. Gerçekten de Yavuz Sultan Selim, doğuda büyüyen ve Osmanlı halkını tehdit eden Safevi tehlikesine ve Memlukların yıkıcı teşebbüslerine karşı gerekli tedbirleri bir türlü alamayan babası II. Bayezid"i tahttan inmeye zorlamıştı. Yaşlı Bayezid, Safevi ve Memluk tehlikeleri karşısında gün geçtikçe zayıflayan devlete yön vermekten uzaklaşmış, saraydaki bazı muhterisler ise Yavuz"un kendi çıkarlarına mani olacağı gerekçesiyle ona diş biliyorlardı. Yavuz Sultan Selim"in babası II. Bayezid"i tahttan inmeye zorlaması bu şartlar altında olmuştu. İşte Hurrem ile Rüstem"in Kanuni"ye sürekli olarak hatırlattıkları durum buydu. İşin aslı ise, Hürrem"in kendi oğlunu sultan yapmak istemesi ve Rüstem"in de damat olması hasebiyle saraydan edindiği nüfuzu kaybetme korkusuydu. “Osmanlı tarihinin en muhteris kadın efendisi Hürrem, en hileci veziri ise Rüstem Paşa"dır” dense abartılı olmaz. Bu ikili karşısında Şehzade Mustafa"nın durumu çok zordu.

Artık seferlere bile çıkmayan Kanuni"den sonra sultanın muhakkak Şehzade Mustafa olması gerektiği fikri gittikçe yaygınlaşıyordu. Bu teveccüh ve Şehzade Mustafa"yı herkesin sevmesi karşısında Hürrem-Rüstem ittifakının entrikaları ve pervasızlığı da gittikçe artıyordu. Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa"nın mührünü yaptırarak İran Şahı Tahmasb"a mektup yazmış, İran Şahı"nın cevabını da Kanuni Sultan Süleyman"a sunmuştu. Bu ve benzeri bir dizi entrika ile Kanuni Sultan Süleyman, oğlu Şehzade Mustafa"nın kendisine isyan edeceğine ve tahtı elinden alacağına ikna edilmişti. Artık Şehzade Mustafa, yani, Osmanlı tahtına en iyi varis olabilecek, halkın, ordunun, alimlerin, meşayihin sevdiği bu kıymetli şahsiyet, oğlunu sultan yapmak isteyen Hürrem"in ve damatlıktan gelen çıkarlarını ve maddi nüfuzunu elde tutmaya çalışan Rüstem Paşa"nın hileleriyle adeta bir isyancı gibi gösterilmekteydi…

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bundesliga'nın en iyi 5 golü!



Sitemizdeki yazı, resim ve haberleri her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Görsel Tasarım : INVIVA