26 Nisan 2018
  • 1.769
  • 2.3635
  • 81.911
 

Tanzayada 3 kız öğrencinin başlattığı ve okulun bir süreliğine kapanmasına yol açan tıp literatürüne geçen salgın

ATV ekranlarının en çok izlenen programlarından birisi olan Kim Milyoner Olmak İster devam ediyor.


Sorunun cevabı az sonra burada...

Taraf Gazetesi'nin yayınladığı ve Milli Güvenlik Kurulu'nun 2004'te aldığı “Fethullah Gülen ve Nurculukla mücadele” kararı yeni bir tartışma başlattı. Başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere AK Partili kurul üyelerinin de imzaladığı belgenin, ‘konjonktürel olduğu ve uygulamaya konulmadığı savunması yapılıyor. İzah ve savunma maksatlı bazı haber ve açıklamaların gerçeği yansıtmadığını da kayıtlara geçirmek gerekiyor. 

Akşam Gazetesi'nin ‘Başbakan sayesinde beraat ettiler' haberi bunlardan biri. (Vakitli vakitsiz konuşan başka bir gazete daha var ama zikretmeye değmez.) Çok sayıda köşe yazarı da aynı minval üzerine yazı kaleme almış. Fethullah Gülen'in yargılandığı ve hukuk tarihinin en kara sayfalarından birini oluşturan davadan söz ediliyor. Metnin hukuk açısından irdelemesine birazdan geçelim. Ama öncelikle üslup sorunlu, sanki Fethullah Gülen suçluymuş, mahkûm olmak üzereymiş, kişiye özel çıkarılan bir kanunla kurtarılmış havası veriliyor. Davayı gazetelerden takip edenler bile oluşturulmaya çalışılan algının haksızlığını bilir. İddia Prof. Dr. Adem Sözüer'e dayandırılıyor. TMK kısaltmasını ‘Türk Medeni Kanunu' diye açan bir hukuk seviyesinin söylenenleri doğru aktardığından şüpheliyim. 

     TMK'DA BÜYÜK TUZAĞI, ZAMAN DEŞİFRE ETTİ

     Gelelim hukuk ve yasama sürecine. Evet 2006 yılında Terörle Mücadele Kanunu (TMK) değiştirildi. TMK değişikliği konuşulduğu günler yaşadığımız zamana çok benziyordu. AK Parti, askerin baskısı ve bürokrasideki vesayetçi zihniyetin telkinlerine aldanmış görünüyordu. Ankara'da gazetecileri toplayan İkinci Başkan Orgeneral İlker Başbuğ'un şu sözleri süreci başlatıyordu: "Terörle Mücadele Kanunu gözden geçirilmeli, ihtiyaca cevap verecek hale getirilmelidir. Batı ülkelerinde olanlar olsun, yeter. Örneğin; İngiltere'de yasaklanmış bir örgütün renklerini taşıyan bir rozet bile takamazsınız. Teröristin resmi veya sesi, radyo ve televizyonlardan verilemez. İngiltere'de polisin yetkilerinin artırılması düşünülmektedir. Ülkemiz, terörü öven, onu yücelten yayınlarla dolu. Terör örgütünü öven kitaplar ise raflarda yer almakta ve rahatlıkla satılabilmektedir. Örgütün propagandasını yapan kuruluşlar, kişiler ve sivil toplum örgütleriyle mücadele edilmelidir. Örgütün sahip olduğu veya örgütün mesajlarını yayan yandaş medyanın rahatça yayın yapmasını ve dağıtılmasını önleyecek tedbirler alınmalıdır. Bölücü terör örgütü yanında, irticai ve yıkıcı bölücü diğer örgütler de gözden ırak tutulmamalı. Hukukun yetersiz olduğu yerlerde etik ve ulusal değerler vardır." Hürriyet Gazetesi, 'AB tipi terör yasası' başlığı ile yeni düzenlemenin işaret fişeğini çakıyordu. Sabah ise “İşte terörü boğacak yasa” diye sevinç izhar ediyordu.

    Hazırlanan taslak büyük tuzaklar içeriyordu. Zaman Gazetesi 8 Eylül 2005 tarihinde ‘TMK taslağında yer alan tedbirler sıkıyönetim dönemini hatırlatıyor' manşetiyle çıktı. Terör tanımının genişletilerek herhangi bir terör ve şiddet eylemine başvurmayanların bile potansiyel suçlu haline geleceği yazılıyordu. Devam eden günlerde yine manşetlerle konu gündeme getiriliyordu. Düşüncenin tekrar suç kapsamına alındığı, 141,142 ve 163 gibi maddelerin hortlatıldığı vurgulanıyordu. Bazı AK Partili yetkililer ise haberleri şiddetle reddediyor, haklardan geri adım atmanın düşünülemeyeceğini vurguluyordu. ZAMAN'ın haberleri üzerine sivil toplum örgütleri harekete geçti. Başta hukuk birlikleri olmak üzere hükümete ve bürokrasiye yoğun bir kamuoyu baskısı yöneldi. Akabinde AK Parti iktidarı hatasını anladı ve hem kendini hem de tabanını hem de ülkeyi yakacak tasarıyı geri çekti. Bugün kimi AK Parti'lilerin övündüğü Terörle Mücadele Kanunu'nun hikâyesi de kısaca böyle. Türk Ceza Kanunu yenilenirken de benzer tartışmalar yaşanmış, yine ZAMAN'ın uyarıları ve sivil toplumun harekete geçmesiyle hükümet önemli yanlışların kıyısından dönmüştü.

   

AK PARTİ KAPANMAKTAN KURTULDU

    Son tahlilde ZAMAN'ın öncülük ettiği tepkilerle şekillenen kanunda terör örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçlarından cezalandırma için ‘cebir ve şiddetle baskı, sindirme veya tehdit yöntemlerini kullanma şartı' getirildi. Yani ‘silahsız terör örgütü' garabetine son verildi. Avrupa Birliği müktesebatına uyumlu hale getirildi. Bu düzenleme başta AK Parti olmak üzere herkesin lehine idi. Kapatma Davası sırasında AK Parti'nin savunmasını kurduğu en sağlam tezlerden biriydi. Parti kapatma konusunda Venedik Komisyonu raporuna atıf yapan savunma, ‘şiddet ve teröre bulaşmadığı' için cezanın uluslararası normlara aykırı olduğunu vurguladı. “Söz konusu eylemin bir terör eylemi niteliğinde olması durumunda 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirlenen unsurlar dikkate alınarak belirlenecektir.” savunmadaki bu cümle düzenlemenin AK Parti'nin işine ne kadar yaradığını gösteriyor. Ayrıca İlhan Cihaner'in Erzincan'da AK Parti'ye dönük soruşturma girişimi de bu sayede hayata geçirilememişti.


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bundesliga'nın en iyi 5 golü!



Sitemizdeki yazı, resim ve haberleri her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Görsel Tasarım : INVIVA