22 Kasım 2017
  • 1.769
  • 2.3635
  • 81.911
 

Bülent Arınç'tan "ilk olay" için özür

Arınç, Gezi Parkı eylemlerinin ilk günlerindeki polis şiddetinden dolayı özür diledi.


Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Vekili Arınç'ı kabul etti. Görüşme sonrası konuşan Arınç, "O ilk olayda, çevre duyarlılığıyla hareket edenlere karşı yapılan aşırı şiddet gösterisi yanlıştır, haksızdır. O yurttaşlarımdan özür diliyorum. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim ama sokaklarda tahribat yapanlar, sokaklarda insanların özgürlüklerine engel olmaya çalışanlara bir özür borcumuz olduğunu düşünmüyorum" dedi.

Başbakan Vekili Bülent Arınç, Gül ile yaptığı görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında Taksim Gezi Parkı'na yönelik olayları değerlendirdi.

Arınç'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Polisin sert müdahalesi:
- Polisimiz tarafından gösterilerin ilk zamanlarında ortaya konan aşırı tedbir, haklı olarak tepki toplamıştır. Bununla ilgili incelemeler de idari yoldan başlatılmıştır. Ancak son 5 gündür polis, büyük bir fedakarlık içinde, vakar ve sağduyu içinde bu milletin bir evladı olarak, milletin kendi evlatlarına karşı son derece hassas bir konumdadır.

- Şu anda hepimizin ve toplumun ortak arzusu, sokaklara huzur ve güvenin en önemlisi de sağduyunun hakim olması. Şunu memnuniyetle ifade etmekteyim ki iki günden beri takip ettiğimiz kadarıyla şiddet ya da vandallık içeren gösteriler artık süratle ivme kaybetmeye başladı. Şiddet içermeyen demokratik bir tepki olarak ortaya konan gösterileri saygı ve sağduyu içinde takip ettiğimizi söylemek isterim. Devletimiz, hükümetimiz gelişmelere bütünüyle hakim durumdadır.

"Herkes bizi takdir etmek zorunda değil"

- Herkes bizi takdir etmek zorunda elbette değil ancak biz, bizi takdir etmeyenlerin de görüşlerine açığız. Herkes elbette bize oy vermek zorunda değil ama biz bize oy vermeyenlerin de talep ve beklentilerine duyarlıyız. Her bir vatandaşımızın sorumluluğu bizim üzerimizdedir her bir vatandaşımızın en temel insani hakkı, özgürlüğü, yaşam tarzı bizim sorumluluğumuz altındadır. Demokratik bir kültür içinde ve yasalar çerçevesinde ifade edilen tüm tepkilere, bütün taleplere sonuna kadar açığız. Yeter ki şiddet olmasın.

"MHP ve BDP'nin tavrını takdir ediyoruz"

- Türkiye'ye, Türkiye ekonomisine, birlik ve dayanışmamıza yönelik tavır ve davranışlardan herkesin özellikle sakınmasını rica ediyoruz. Muhalefet partilerimizin aklı selimi öne çıkararak, yatıştırıcı tavır sergilemelerini arzu ediyoruz ve bunun gerçekleştiğini görmekten de mutluyuz. MHP'nin, olayın başında beri tutumunu takdir ediyor ve kendilerine teşekkür ediyoruz. BDP'nin, olayın ilk anından itibaren takındığı tavrı takdir ediyor ve kendilerine teşekkür ediyoruz.

"Zarar 70 milyon liranın üzerinde..."

- Taksim Gezi Parkı'ndaki eylemlerle başlayan olaylarda meydana gelen zarar 70 milyon liranın üzerinde.

Arap Baharı tepkisi:
- "Şimdi Türkiye'de yaşanan bu olayları, bazı gaflet içindeki insanlar, çok iyi niyetli olduklarını düşünmüyorum, bir Arap Baharı'na benzetme gayreti içerisinde. Ne kadar uğraşsanız mümkün değil, doğru da değil. Türkiye'nin şartları itibarı ile bir takım ülkelerde yaşanmış olan, adını biz koymadık, ama bir bahardan bahsediliyorsa Türkiye'nin şartlarında böyle bir şey düşünmek bile herhalde çok yanlış olur. Mesela Türkiye'de yaşanan olayları Wall Street'in işgaline niçin benzetmiyorsunuz?"

"Kendimizi hesaba çekeriz, çekiyoruz"

- Bugüne kadar sandıktan çıkan sonuçları doğru okumak için ne kadar büyük bir hassasiyet içinde olduysak bu gösterileri de doğru okumak için o kadar büyük bir hassasiyet içindeyiz. Biz kendimizi hesaba çekeriz ve çekiyoruz, özeleştirimizi yaparız, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

- KESK ve DİSK gibi fevkalade güçlü sendikalarımızın, bu olaylar karşısındaki tutumlarının Türkiye'nin iç barışını, toplumsal barışı bozmayacak noktada olacağını ben şahsen ümit ediyorum. Elbette düşünceler açıklanabilir. Elbette kanun içerisinde gösteriler yapılabilir. Bir takım eylemler olabilir. Ama illegal örgütlerin ekmeğine yağ sürecek ve ateşi büyütecek davranışlardan ısrarla kaçınmalarını kendilerinden rica ediyorum.

- Türkiye tüm bu senaryoları boşa çıkaracak güce fazlasıyla sahiptir. Şu anda Türkiye'de her şey devletimizin kontrolü altındadır. Vatandaşlarımızın da katkısıyla, vatandaşlarımızın sağduyu ve sabrıyla, huzur ve güven ortamı çok daha hızlı tesis edilmiş olacaktır.

- Zarar gören ya da zarar görmesi muhtemel varlıklar, AK Parti'nin ya da Hükümet'in değil Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarınındır. 90 yılda çok zor şartlar altında, herkesin emeğiyle alın teriyle oluşturulan varlıkların bu şekilde heba edilmek istenmesi gerçekten acı vericidir. Çözüm sürecinde silahlar susmuşken, şiddet ortadan kalkmışken, ekonominin önünde sınırsız bir ufuk açılmışken kazanımlarımızın hedefe alınması oldukça düşündürücüdür.

"Daha fazla sabır bekliyoruz"

- Bugüne kadar gösterileri sabırla izleyen vatandaşlarımızdan daha fazla sabır ve sağduyu bekliyoruz. Anne ve babalardan çocuklarını bu kaotik ortama itmek isteyenlere karşı, liseleri ile ilköğretim okulları ile üniversite gençliğimizi bu kaotik ortamın birer aktörü haline getirmek isteyenlere karşı üniversite rektörlerimizi, gençlerimizi ve anne ve babalarını, Türkiye'de yaşayan herkesi olayların asıl varmak istediği noktada karışık, kaotik ve Türkiye'nin tüm zarar göreceği bir noktaya getirmemeleri konusunda sağduyu bekliyoruz, ilgi bekliyoruz, fedakarlık bekliyoruz"

"Dava açan dernek yetkilileriyle de görüşeceğim"

- Halkımızın kafa karışıklığını gidermek üzere, bu konuda iyi bir bilgilendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu konuda dava açan ve yürütmeyi durdurma kararını istihsal eden dernek yetkilileriyle de bugün ve yarın görüşeceğim. Onların taleplerini ve düşüncelerini de alacağım. Yine bu konuda ilk eylemleri başlatan arkadaşlarımızdan talep olursa, onların da olaylara hangi gözle baktıklarını dinleme imkanı bulacağım.

- Elbette burada kamu görevlilerinin kademe kademe veya farklı farklı yanlış anlamaları yanlış hareket etmeleri söz konusu olabilir. Bunu hükümetimiz içinde ilgili bakanlarımızla görüşürüz. Bürokratlar içinde de görevli olanların yaptıkları, görevde sınırı aşıp aşmadığı konusunda da elbette sadece eleştiri değil bir soruşturma da başlatabiliriz.

- Polisler, ağır bir görev yapıyorlar. Bu görevlerini ifa ederken 'olağan dışı hatta orantısız güç kullanmak' diyoruz. Aşırı şiddet de kullanabiliyorlar. Ancak şu karara vardık. Bu karar, eylemlerin o tasvip etmediğimiz noktasından sonra, şu şekilde cereyan ediyor. Pasif durumdalar yani karşı taraftan birşey gelmedikçe oldukları yerde bekliyorlar, saatlerce ve sabırla. Bir fiili saldırı anında sadece kalkanlarını kullanıyorlar, o yetmezse su sıkıyorlar ama kendi canları hayat bahis mevzu olunca, ancak o zaman gaz kullanıyorlar. Kendilerine gaz kullanmamaları, meşru müdaafa durumunda kalmadıkça gaz kullanmamaları talimatı verilmiştir.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bundesliga'nın en iyi 5 golü!



Sitemizdeki yazı, resim ve haberleri her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Görsel Tasarım : INVIVA